• Bıçak Sırtındaki Hayatlar - 3. Sayfa

     

    Gebe kaldığını anladığı zaman, o kötümser havasından bir nebze olsun sıyrılarak, tekrar gülmeye ve hayata bağlanmaya başladı. Çocuk için büyük bir şevkle patik ördü, beşik örtüsü dokudu. Doğuma bir ay kala beyaz çarşaflar üzerinde, kanlar içinde kıvranarak erken doğum yaptı ve çocuğunu bağrına basamadan kaybetti. Acılara o kadar alışmıştı ki, bu yüzden hiç gözyaşı dökmedi. Ama içten içe ağladı. Kocası yine olur üzülme diyerek teselli etmeye çalıştı Ayşe'yi.

    Yedi ay sonra Ayşe tekrar gebe kaldı. Bu sefer adaklar adadı, günlerce dua etti, ağladı, yalvardı, yakardı Tanrı'ya.. Sararmış yaprakların dallardan dökülerek uçuştuğu bir sonbahar akşamında, Ayşe'lerin evinden önce bir kadın çığlığı, daha sonra da gözlerini dünyaya henüz açmış bir bebeğin ağlama sesi yükseldi. Nurtopu gibi bir erkek çocuğuydu. Bebeğini bağrına bastığı anda sevinçten mi yoksa acıdan mı bilinmez, bir kaç damla gözyaşı yuvarlandı göz pınarlarından ve yanaklarından aşağıya yavaşca süzülüverdi, ardında bir ıslaklık bırakarak.

    * * *

    Oğuz Köyü

    Kış Mevsimi

    Kış, o yıl beklendiğinden çok erken gelmişti. Günlerce kar yağmış, heryeri beyaza boyamıştı. Ayşe'lerin evine bir telaş hakimdi. Yaşar kapının hemen girişindeki kiler odasına göz atmış ve yiyeceklerinin oldukça azaldığının farkına varmıştı.

    "Erzağımız neredeyse bitmek üzere. Yarın pazara gidip biraz öte beri almak lazım." Diye söylendi ateşin başındaki Ayşe'ye.

    "Ayam* çok bozuk. Gitmesen daha iyi. Kilerdekiler bize bir hafta daha yeter."

    "Hava açmazsa değişen hiç bir şey olmayacak. Bence bir an önce gitsem daha iyi." Ayşe sustu ve ateşin üstündeki saçta pişmekte olan mısır ekmeklerini ters çevirmeye başladı. Gelecek yıla kadar bitmeyecek tek yiyecekleri mısır unuydu. Tabiat ana o yıl herkese oldukca çömert davranmış ve bol bol mısır vermişti. Mısırları toplayıp güneşte kuruttuktan sonra çötenlere koymuşlar, artanları ise değirmende una dönüştürüp, çuval çuval kilere yığmışlardı.

    * Hava