•                             Taflan Ağacı

    Bıçak Sırtındaki Hayatlar - 1. Sayfa

     

    Aruz'dan birisinin kendisiyle evlenmek istediği haberini aldığında çok sevinmişti Ayşe. Bir uşak bile emzirmeden, kocamış bir kız olarak bu dünyadan göçüp gideceği fikri, için için kendisini yiyip bitiriyordu. Kum saatinden dökülen kum tanecikleri gibi akıp giden yılların, üzerinde bıraktığı evde kalma kabusunun sona erdiğini düşünmüştü ilk anda. Daha sonrada Aruz'lu Yaşar'ın kendisini nerede görüp beğendiğini anımsamaya çalıştı anlamsızca. Bu tür şeyler görüp beğenmekle olmazdı köylük yerde. Kendisini oldum olası güzel bulmazdı. Aslına bakılırsa köyde hiç bir erkek hiç bir kadınla güzelliği için evlenmezdi.

    Kadın güçlü, kuvvetli,

    kadın çalışkan,

    kadın doğurgan,

    kadın söz dinler olmalıydı.

    Ayşe güçlü, kuvvetli olmamasına karşın ölesiye çalışkandı. Yaz demeden kış demeden çalışırdı. Bu yüzden elleri nasır bağlarken, doğanın acımasızlığı yüzünde derin çizgiler oluşturmuştu. Doğduğu günden beri kıpkırmızı olan yanakları, bir Amasya elmasını bile kıskandıracak güzellikteydi. Doğurgan mıydı, değil miydi? İşte bu konuda hiç bir fikri yoktu. Bu yaşına kadar bir sevdalık bile yaşayamamıştı. Cinsellik konusunda bildikleri ise bir elin parmaklarını geçmezdi. Gecenin zifiri karanlığında kulak kabartarak, pür dikkat kesilerek dinlediği anne ve babasının zevk dolu iniltileri, ilk karşılaştığında çığlık atarak annesine koştuğu aybaşı hali ve her seferinde korkunç bir pişmanlığın yaşandığı ancak çabucak unutulup sabırsızca beklenen banyo saatlerinde, kendi vücudunu yıkarken keşfettiği o doyumsuz cinsel haz. Çocuk emzirmediği için sertliğini henüz yitirmemiş dolgun göğüsleri ve doğurmaya elverişli geniş kalçaları vardı. Çocukluktan genç kızlığa geçtiği ve yalnız başına kaldığı kendine ait zamanlarda, evlerinin önündeki taflan ağacına tırmanır, bir yandan karayemiş yerken bir yandan da kendisine sahip çıkacak, baba ocağından kurtaracak ve çoğunluğu erkek çocuklar bahşedecek bir kocanın ve onunla geçecek sevişme dolu günlerin hayalini kurardı hep.

    "Kocam güçlü ve sert olacak. Sevişirken, savaş ya da bağbozumu sonrası gibi darma duman olacağız, hoyrat elleri göğüslerimi sıkacak. Yatak bize dar gelecek ve tahta üstünde terden sırıl sıklam birbirimizin olacağız."

    Taflan ağacının yeşil ve sık yaprakları arasından kimselerin kendisini görmediğinden emin, ancak bir o kadar da ürkek ve korkak, parmaklarını cinselliğine götürür ve hayallerini o an doyasıya ve çılgınca yaşamaya başlardı.