• Bıçak Sırtındaki Hayatlar - 2. Sayfa

     

    Sonunda neredeyse bir ömür boyu beklenen gün gelip çatmıştı. Kemençe ve kurşun sesleri arasında, kahverengi yeleli bir atın üstünde gelin oldu ve Aruz köyüne doğru yollandı. Hava puslu ve çisil çisil yağmurluydu. Bundan dolayı köylü kadınlar arasında, bereketli ve mutluluk dolu olacak bu evlilik fısıltıları dolaşır olmuştu. Ancak çok kısa bir sürede hiç de konuşulduğu gibi bereketli bir evlilik olmadığı anlaşıldı. Aruz köyüne varışı iki ayı bile bulmadan, acı bir haberle Oğuz köyüne temelli geri dönmesi gerekmişti. canından bile çok sevdiği, bir çok sırrını paylaştığı erkek kardeşi beklenmedik bir şekilde bu dünyadan göçüp gitmişti. Anne ve babası ise iyice kocamış ve bakıma muhtaç bir duruma düşmüşlerdi.

    Gittiği köyde bir türlü mutlu olamayan Ayşe'nin karşı konulamaz ısrarları, kendisini çok seven kocasını da etkilemişti. Sonunda yeni evliler pılısını pırtısını toplayıp babaocağına dönmüşlerdi. Ne hikmettir bilinmez, geri döndüklerinde de hava yağmurlu ve pusluydu.

    Çok kısa bir süre sonra erkek kardeşinin dul eşinin çok uzaklardan kısmeti çıkmış ve evden ayrılmıştı. Böylece Aruz'lu Yaşar'ın Oğuz köyündeki iç güveysi yaşamı başlamıştı. Kim olduğunu bilmedikleri bir adam gelmiş ve kızlarını almış, bu da yetmiyormuş gibi bir de iç güveysi olarak yaşamaya başlamıştı. Karataş sülalesi bu duruma içten içe kızıyorlar ama ellerinden de bir şey gelmiyordu. Olan olmuştu bir kere. Adam gelmiş ve içlerine girmişti. Oysa Yaşar kendisini Karataş sülalesine sevdirmek için elinden geleni yapmış ama bir türlü yaranamamıştı.

    İmecelerde sık sık rastladıkları amcaoğullarının, kocasını düşman gözlerle süzerek, diş gıcırdatmaları karşısında bir şey yapamamak Ayşe'yi içten içe kemiriyor ve derinden yaralıyordu. Oysa erkeğini sevmeleri için neler feda etmezdi ki. Ayşe'nin de çok iyi bildiği gibi, köylük yerde kadının sözü ya da düşünceleri erkeklerin gözünde bir hiçti. Bu yüzden hiç bir zaman ağzını açıp ne tek bir kelime etti ne de bir tartışmaya girdi akrabalarıyla. Giderek içine kapanık, ortaya fazla çıkmayan, imecelerden bile elini eteği çeker olmuştu.

    Kardeşinin ölümünün üzerinden çok uzun bir süre geçmeden önce babasının, daha onun kırkı çıkmadan soğuk ve karlı bir kış gününde de annesinin matemini tutmak zorunda kaldı. Ayşe her ikisinin de arkasından günlerce ağıt yaktı, gözyaşı döktü. Kocası bir yana hayatta yapayalnız kalmıştı nihayetinde.